
Bu yillari merdaneli camasir makinesi almamiz, biraz kolaylastirmisti. Ama bu makine ile bile tum gun camasira gidiyordu. Sonralari otomatik camasir makinesi girdi hayatimiza ve annem pazar gunu degil kafasi estiginde camasir yikamaya basladi. (Bu ilk iki paragraftan 50 yasinda falan oldugum sanilmasin:) )

Ailem otomatik makineyle rahata kavussa da, benim hayatimda 17 yasindan sonra ilk cileli donem yine basladi. Universiteyi kazanip yurda yerlesince legenler hayatima yeniden girdi. Sadece kendi kiyafetlerim bile olsa nefret ettigim citileme donemine geri dondum. Allahtan tokaclama olayi yoktu yurtta. Beyazlar icin camasir sulari kullanip, kotlari fircaliyorduk. Bizim yurda haftada 3 kez sicak su verilirdi. Bu verilisler de 3'er saatten ibaretti. 400 kizin kaldigi bir yurda toplam 9 saat sicak su verilmesi, biz kizlari camasir odasinda birlestirirdi. Muthis bir gurultu, bir ugultu, renk renk kucuk legen doldururdu kucuk camasir odasini. Camasir odasinda tum musluklar onceden kapilir, gec gelenler musluklardan cok otelerde camasirlarini yikamak zorunda kalirdi. Ama yurttaki camasir yikama gunleri biraz daha eglenceliydi. Tanidigimiz kizlarla camasir yikarken uzun uzun konusurduk. Ya da yanimizdakini hic tanimasak da orada tanisip yeni bir arkadaslik kurardik. Tabii ilk bes dakikadan sonra tum ozel hayatimizin ayrtintilari ortaya serilirdi. Gorece eglenceli olmasina ragmen ben ayda bir camasir yikardim yine de, herseyi biriktirip kendimi psikolojik olarak camasir yikama gunume hazirlardim. O kadar camasiri yikamak yine oldurucu bir surec ve okula yine citileme sonucu olusan yaralarla gitmek demekti. (Biraz Kemalettin Tugcu demogojisi oldu, sizi aglatmayi istememistim sevgili okur:) ) Neyse bu camasirlari, camasir kurutma odasina sererdik. Ben 2. siniftayken, tureyen camasir hirsizlari (akliniza gelebilecek her turlu camasiri calan ogrenci kizlar) ile camasirlarimizi odamizdaki ranzalarin demirlerine asmaya baslamistik. O su verilen 3 gun odaya girince, 8 kizdan birinin kesin camasir yikamasindan dolayi, cocuklugumdaki gibi yine etrafi bir camasir kokusu almis olurdu. Ben okulu bitirmeye yakin her aksam 3 saat sicak su verimeye baslamislardi. Boylece banyo ve camasir mekani bulma sorunu azalmisti. (Bu yurt anisi bana cep telefonsuz zamanda kizlar yurdunda telefon beklemenin onulmaz cilesini hatirlatti, bir baska zaman da onu anlatayim.)
Neyse okul bitti, ilk evimi tuttum, kendi kazandigim para ile ilk is camasir makinesi almadim tabii. Insan universitede ogrenciyken, para kazanmaya baslayinca sunu alacagim bunu alacagim diye uzun bir liste yapiyor. O listenin icine camasir makinesini koymamisim. Bir yil daha elimde camasir yikadim. Ta kii bir gun cildirip, camasirlari yarida birakip, sitenin karsisindaki elektronik esya satan magazadan otomatik camasir makinemi alana kadar. O ani hic unutmam.


Bu camasirhanelerde once camasir makinesine camasirlarinizi dolduruyorsunuz.(Yukaridaki fotoda kapaklari acik olan antik makineler) Bu makineler genelde fi tarihinden kalmis. Program falan secemiyorsunuz. Bir tek suyun sicakligini secebiliyorsunuz. Toplam camasir yıkama suresi 30 dakika ki buna durulama ve cevirip camasırlari sularindan sıkma sureleri de dahil. Boyle olunca ne lekeler gidiyor, ne beyazlar beyaz oluyor. (Annemin sodayla camasir kaynatmasini, oturup bu camasirhanedeki insanlara anlatsam ortadan catlayabilirler herhalde.) Bizim camasir makineleri gibi 3 saat beyazlar yikanmiyor yani. Oyle bembeyaz corap elde etme dertleri yok adamlarin. Herhalde gunumuz dunyasinda camasir makineleri konusunda bu kadar geri olan baska bir ulke yok. Yas camasirlar sonra alinip yarim saat- kirk dakika kurutma makinesine atiliyor. Bu da cekmeyen hicbir camasiriniz kalmamasi demek. Kurutma makinesinden alinan camasirlar genelde camasirhanede katlanilip getirdiginiz plastik legene yerlestiriliyor. Boylece neredeyse bir-bucuk saati bulan camasir yikama sureciniz bitiyor.

Durum camasir biriktirip 10 dakikalik uzakliktaki camasirhaneye, elimde camasir legenleri, deterjanlar ile gitmeye gelince benim camasir yikama olayim yine ayda bire indi. Bu gidisler tamamen cileli bir surec benim icin. Ozellikle arabam olmadigi zamanlar bir de otobuse binip giderdim, otobus kacinca otobusun gelmesini bekle falan. Tam bir basagrisi yani. Her neyse gecen sefer gittigimde elime makine alip biraz fotograf cekeyim dedim. Bu yazinin amaci da bu kontekstin disinda anlamsiz kacacak bu 3 fotografi koymakti iste. Diger bir ilham kaynagim benim eve yakin bir camasirhanede(bu camasirhanedeki makineler 1920'li yillardan kaldigi icin pek gitmiyorum oraya) calisan 75 yasinda bir amca. Bu amca tam 50 yildir restoranlarin gonderdigi camasirlari bu makinelerde yikayip, onlari bekleyip ve bu camasirlari katlayarak hayatini gecindiriyor, hem de hergun. Gun boyu adami camasir katlarken goruyorum ve dunyada ne kadar farkli hayat hikayeleri oldugunu dusunuyorum. Sonra doktora ogrenciliginin dunyanin en kotu isi olmadigini dusunup calismalarima geri donuyorum.
Bir camasir hikayesi de burada bitiyor.