Anne-baba olmanin en keyifli anlari kucuk bir insanin ilklerine sahitlik etmek. Onun ilkleri, onun basarisi. Ama bizim anilarimiz. O hatirlamayacak ilk emeklemesini, ilk adimlarini, ilk kelimelerini ve daha nice ilklerini. Ama bizim gozumuzun onunden gitmeyecek cogu ilki belki de. Belki de gidecek kimbilir, insanoglu bu, herseyi unutur.
(Resim: Picasso, Ilk Adimlar, Yale Muzesinden, gorunce etkiledi beni, elinden tutup onu yuruttugumden. Annenin gozunde sevgi ve sabir varken, cocugun kocaman gozlerinde heyecan ve sevinc oldugundan.)
15 aylik oldu kizim ve onunla gecirdigim birebir zamanlarda beni hep sasirtiyor. Yeni bir becerisini ortaya cikariyor. Eger uzun zamandir beceremedigi bir beceri ise gururla kendini alkisliyor. Kendisi de mutlu oluyor bu basariyla. Babasi yanimda degilse, bugun ilk kez sunu yapti diye rapor ediyorum ona hemen. O da bana. Bugun kuslari kovaladi ilk kez diyor, kaykaydan kendi basina kaydi diyor, ilk kez Cin yemegini cubuklarla yedi diyor. Ben ona ilk kez sekillerini kutusuna koyabildi diyorum, ilk kez beni optu, ilk kez opucuk atti, ilk kez evi supurdu elimden supurgeyi kacirip....
Bir de binlerce kere yaptigi seyler var. Nasil zevk aliyor anlatilmaz ayni seyi tekrar tekrar yapmaktan. Battaniyesini ustune ortup uyuma taklidi yapiyor defalarca, defalarca... Bazi kitaplari var mesela. Ozellikle ordek iceren kitabi. O kitabi kac defa okudum bilmiyorum. Her defasinda tum ordekleri bana gosteriyor ve oodekk diye bagiriyor. Sanirim 1000 kez okumusumdur. Merdivenleri iniyor, cikiyor, iniyor, cikiyor, donguye giriyor. Tas topluyor, gole tas atiyor, sonra tekrar tas topluyor, sonra tekrar, tekrar... O motor becerilerini gelistiriyor, dunyayi kesfediyor, beynine kaziyor yenilikleri. Guluyor, egleniyor. Biz onun kesiflerine sahitlik yapiyoruz.
Calisan anne olarak maalesef kendime ayiracak zamanim kalmadi. Is disindaki hayatimda sadece bebek kitaplari ve bebek muzikleri ve oyunlar var. Allahtan arada bir soyle bebek albumlerine denk geliyorum da benim ruhum biraz besleniyor. Yo-yo Ma ve Bobby Mcferrin'in Hush albumunden Andante.
Sonsoz: Bir insanin buyumesine sahitlik yapmak cok zevkli, ona hayat yolculugunda yoldaslik yapiyoruz, o da bizim kendi yolculugumuzda kendimizi biraz daha kesfetmemizi sagliyor. Iyi ki varsin yavrucum.
Showing posts with label kisisel. Show all posts
Showing posts with label kisisel. Show all posts
adaptasyon
Bu aralar pek yazamiyorum. Yeni bir ise basladim, yeni bir sehire tasindim. Eski evimi, eski sehrimi, arkadaslarimi ve eski hayatimi geride birkatim. Yeni bir sayfa actim hayatimda. Ayni sehirde bile bir evden baska bir eve cikmak koklu bir degisiklikken, 3850 km batiya gitmek kat be kat degistirdi yasamimi. Arabayla asagidaki su yolu katettim 8 gunde. Gormek istedigim birkac dogal parki gordum.Cok guzel bir yolculuktu. Keske daha uzun zamanim olabilseydi. Yol maceralarimi bir baska yaziya birakiyorum.
Tasinmam her ne kadar Amerika'nin icinde de olsa baska bir ulkeye gelmis gibiyim. Daha onceki yasadigim sehirden cok farkli bir yer burasi. Farkli bir eyalet oldugu icin trafik kurallari bile farkli. Oncelikle dogasi Louisville'e gore cok fakir. Orta bati cok yesildi. Evimden 5 dakika uzaklikta cennet gibi dogal parklar vardi. Dort mevsim vardi. Burada ise neredeyse tek mevsim var. Yaz kis hava sicak. Son dort aydir birkac kez yagmur yagdi. Onun haricinde hep gunluk guneslikti. Tabii ben bu durumu cok sikici buluyorum. Tepelikli bir sehir. (Asagidaki iki fotografi gecen bahar burayi ziyaret ettigimde cekmistim.)
Bu tepeler kupkuru. Tek yesil olan sey uzum baglari. Sehrin en onemli gecim kaynaklarindan biri sarapcilik. Pek cok yerli turist geliyor buraya saraplari yuzunden. Tepeler sadece subat-mart aylarinda biraz yesilleniyor. Tarim anlaminda seviyorum burayi yalniz. Nar, limon, portakal, zeytin agaclari tum evlerin bahcelerini susluyor. Dalindan koparilmis limon gibisi yok.
Dogasi haricinde insanlari da Louisville'den cok farkli. Benim eski sehir siyah ve beyaz diye ayrilmisti. Burasi Asyali, Meksikali, Hintli cogunlukta. Pek siyahi insan yok. Gecen hafta liseler arasi bir bilgi yarismasinda gonullu olmustum. Ogrencilerin cesitliligi, bolgenin cok renkliligini cok iyi yansitiyor. Neredeyse beyaz Amerika'li yok. Tr'de Amerika denince boyle goruntuler pek hayal edilmiyor. Ama Amerika tum dunya milletlerinin karistigi bir mozaik.
Yeni ev olayina gelince, daha dusuk kalitede bir yere Louisville'de odedigim 3 katini oduyorum. Kaliforniya'ya hosgeldin mesaji ucuk ev kirasiyla veriliyor. Bu kadar parayi verip kucucuk karanlik bir evde oturmak sinir bozucu. Kaliforniya ABD'nin en pahali eyaleti ev konusunda. Benzin fiyatlari konusunda da oyle. Kaliforniya'nin diger bir kotu yani ise Turkiye'yle olan zaman farkli. 7 saatlik fark 10 saate cikti. Ailemle olan telefonlasmalarimi cok kisitlandi.
Yeni is konusuna gelince, doktora ogrenciliginden sonra mesai saatleri ile calismak bunyeye soguk dus etkisi yaratiyor. Doktora surecinde biraz kendi ozerkligimi ilan etmistim, pek karisanim gorusenim yoktu. Istedigim konuda, istedigim saatte, istedigim yerde calisiyordum. Tabii bu duzensiz bir hayata tekabuldu. Sabahin 6-7 sinde uyudgum oglen 12-1 gibi kalktigim cok oldu gecen sene. Cok problemli bir uyku duzeni. Yapmak istedigim cogu seyi yapamiyordum. Sosyal hayatim altust olmustu. Beynim aksam 11'den sonra calismaya basliyordu. Sabahlara kadar oturuyordum.
Simdi ise hayatim sabah 7'de basliyor. Aksam 6'ya kadar isteyim. Sonra yemek yuruyus derken gun bitiyor. Gece 11:30'da gozlerim kapaniyor. Yeni bir is oldugundan cok fazla ogrenmem gereken sey var. Bazen cok yoruluyorum. Aksam ne bir sey okumak ne bilgisayari acmak geliyor icimden. Pek film izlemiyorum artik. Haftasonlari ise goz acip kapayana kadar bitiyor. Zaman yonetimi sorunum var. Is yerindeki arkadasliklar ise gayet resmi. Okul ortamindan cok farkli. Yuksek beklentiyle baslayinca biraz hayal kirikligi oldu. Ama artik is yerinde arkadas edinme hayallarim yok. Louisville'de o kadar tanidik bildik insandan sonra, yeni bir yerde kimseleri bilmemek pek sorunlu. Okul ortaminda hic caba harcamadan ortak zevklerinin oldugu cok fazla insanla tanisma firsatim vardi. Zamanla arkadasliklar dostluklara donusmustu. Burada arkadasliklara sifirdan baslamak pek yorucu. Insanin herhangi bir maske takmadan bir iki laf edecegi birisini bulmasi pek zor.
Sonsoz: Biraz gunluk tadinda bir yazi oldu. Bol fotografli baska yazilarin sozu ile bitireyim.
Tasinmam her ne kadar Amerika'nin icinde de olsa baska bir ulkeye gelmis gibiyim. Daha onceki yasadigim sehirden cok farkli bir yer burasi. Farkli bir eyalet oldugu icin trafik kurallari bile farkli. Oncelikle dogasi Louisville'e gore cok fakir. Orta bati cok yesildi. Evimden 5 dakika uzaklikta cennet gibi dogal parklar vardi. Dort mevsim vardi. Burada ise neredeyse tek mevsim var. Yaz kis hava sicak. Son dort aydir birkac kez yagmur yagdi. Onun haricinde hep gunluk guneslikti. Tabii ben bu durumu cok sikici buluyorum. Tepelikli bir sehir. (Asagidaki iki fotografi gecen bahar burayi ziyaret ettigimde cekmistim.)
Bu tepeler kupkuru. Tek yesil olan sey uzum baglari. Sehrin en onemli gecim kaynaklarindan biri sarapcilik. Pek cok yerli turist geliyor buraya saraplari yuzunden. Tepeler sadece subat-mart aylarinda biraz yesilleniyor. Tarim anlaminda seviyorum burayi yalniz. Nar, limon, portakal, zeytin agaclari tum evlerin bahcelerini susluyor. Dalindan koparilmis limon gibisi yok.
Dogasi haricinde insanlari da Louisville'den cok farkli. Benim eski sehir siyah ve beyaz diye ayrilmisti. Burasi Asyali, Meksikali, Hintli cogunlukta. Pek siyahi insan yok. Gecen hafta liseler arasi bir bilgi yarismasinda gonullu olmustum. Ogrencilerin cesitliligi, bolgenin cok renkliligini cok iyi yansitiyor. Neredeyse beyaz Amerika'li yok. Tr'de Amerika denince boyle goruntuler pek hayal edilmiyor. Ama Amerika tum dunya milletlerinin karistigi bir mozaik.
Yeni ev olayina gelince, daha dusuk kalitede bir yere Louisville'de odedigim 3 katini oduyorum. Kaliforniya'ya hosgeldin mesaji ucuk ev kirasiyla veriliyor. Bu kadar parayi verip kucucuk karanlik bir evde oturmak sinir bozucu. Kaliforniya ABD'nin en pahali eyaleti ev konusunda. Benzin fiyatlari konusunda da oyle. Kaliforniya'nin diger bir kotu yani ise Turkiye'yle olan zaman farkli. 7 saatlik fark 10 saate cikti. Ailemle olan telefonlasmalarimi cok kisitlandi.
Yeni is konusuna gelince, doktora ogrenciliginden sonra mesai saatleri ile calismak bunyeye soguk dus etkisi yaratiyor. Doktora surecinde biraz kendi ozerkligimi ilan etmistim, pek karisanim gorusenim yoktu. Istedigim konuda, istedigim saatte, istedigim yerde calisiyordum. Tabii bu duzensiz bir hayata tekabuldu. Sabahin 6-7 sinde uyudgum oglen 12-1 gibi kalktigim cok oldu gecen sene. Cok problemli bir uyku duzeni. Yapmak istedigim cogu seyi yapamiyordum. Sosyal hayatim altust olmustu. Beynim aksam 11'den sonra calismaya basliyordu. Sabahlara kadar oturuyordum.
Simdi ise hayatim sabah 7'de basliyor. Aksam 6'ya kadar isteyim. Sonra yemek yuruyus derken gun bitiyor. Gece 11:30'da gozlerim kapaniyor. Yeni bir is oldugundan cok fazla ogrenmem gereken sey var. Bazen cok yoruluyorum. Aksam ne bir sey okumak ne bilgisayari acmak geliyor icimden. Pek film izlemiyorum artik. Haftasonlari ise goz acip kapayana kadar bitiyor. Zaman yonetimi sorunum var. Is yerindeki arkadasliklar ise gayet resmi. Okul ortamindan cok farkli. Yuksek beklentiyle baslayinca biraz hayal kirikligi oldu. Ama artik is yerinde arkadas edinme hayallarim yok. Louisville'de o kadar tanidik bildik insandan sonra, yeni bir yerde kimseleri bilmemek pek sorunlu. Okul ortaminda hic caba harcamadan ortak zevklerinin oldugu cok fazla insanla tanisma firsatim vardi. Zamanla arkadasliklar dostluklara donusmustu. Burada arkadasliklara sifirdan baslamak pek yorucu. Insanin herhangi bir maske takmadan bir iki laf edecegi birisini bulmasi pek zor.
Bu aralar radyoyu her actigimda Adele'in Rolling In the Deep'i cikiyor. Sabahlari denk gelince radyonun sesini sonuna kadar acip dinliyorum. Enerji icecegi etkisi yaratiyor. Kaliforniya'yi,yeni bir isin ilk aylarini bu sarkiyla animsayacagim.
Sonsoz: Biraz gunluk tadinda bir yazi oldu. Bol fotografli baska yazilarin sozu ile bitireyim.
Labels:
ABD'de yasam,
fotograf,
kisisel,
muzik
8/8
Bugun doktora macerasinin ve ogrencilik hayatimin son gunu. Tuhaf duygular icindeyim. Doktoranin son asamasi gercekten cok cileli geciyor. Devamli yazmak, kodlamak, sonuc uretmek, guzel grafikler yapmak derken beyinde hal kalmiyor. Sabah kalk, calismaya basla, biraz spor yap, gece yarilarina kadar calis, bir film izle, sonra uyu, gibi bir sureci atlattim. Cok yipratici bir surec. Doktora savunmasindan ciktiktan sonra, ben bunu da astiktan sonra herseyi asarim gibi bir his dogdu. Daha once de zorlu asamalardan gecmistim ama son 3 ayin stresi bir baskaydi.
Savunmada, hocalarin sorularini yanitlarken arkadaslar fotograflarimi cekmisler. Yuzumun ifadesi, o kadar sert ve savas halindeki bir hocayla. Gulmekten oldum. Ayni hoca doktor oldugumu acikladiklari zaman bana cicek verdi, gunun en buyuk soku oldu bana.(Tabii cicegi, sevdigim baska bir hoca almis, nerece o incelik onda:)
Doktorayi yazarken her bolumun basina unlu bir soz koydum. Uygun soz bulmak da baska bir dertti. Benim tez astrofizikle - bilgisayar muhendisligini birlestirdiginden, Kucuk Prens'ten su sozu koydum en basa:
Sonuc bolumune ise Edison'un su sozunu koydum. Kendi problemim icin gercekten calismayan o kadar cok method buldum ki:) Ama sonunda calisanini da buldum:)
Doktora yaparken hep tesekkur yazisinda kimlere tesekkur edecegimi dusundum. Tabii ki basta danismanima tesekkur ettim. Doktoranun en onemli parcasi danisman. Benim basima talih kusu kondu bu anlamda. Ondan ayrilacagim icin cok uzgunum. Ona bakip bakip huzunleniyorum. Bu kadar comert, bu kadar caliskan, bu kadar iyi niyetli bir insanla nerede tekrar karsilasirim bilmem. Sonra bana para destegi veren tum kurumlara, aileme, arkadaslarima ve hayatima bir sekilde dokunan herkese tesekkur ettim. Cogu insanin adini vermedim, cunku cok fazla insan hayatima dokundu bugune kadar. Doktora boyunca, blogumun hayatimda onemli bir yeri vardi. Bu blog araciligiyla tanistigim herkesin de doktora hayatimda yeri buyuk. Bloguma da bu vesile ile tesekkurler:)
Sonsoz: Doktora'ya askerlikten kacmak, laf olsun gibi niyetlerle hic baslamamak lazim. Bilime bir sekilde katkida bulunmak gibi bir amac yoksa, doktora sureci bir iskenceye donusebilir. Kisa sureli bir iskence de degil hem de. Kolay bir surec degil ve ortaya 5 yildan sonra hala bir yayin, bir katki, bir fikir cikmiyorsa, doktorayi birakmayi ciddi olarak dusunmekte fayda var. Bazen vazgecmek en buyuk erdemdir. Ogrendigin tek sey bu mudur dersen, harbiden budur.
Savunmada, hocalarin sorularini yanitlarken arkadaslar fotograflarimi cekmisler. Yuzumun ifadesi, o kadar sert ve savas halindeki bir hocayla. Gulmekten oldum. Ayni hoca doktor oldugumu acikladiklari zaman bana cicek verdi, gunun en buyuk soku oldu bana.(Tabii cicegi, sevdigim baska bir hoca almis, nerece o incelik onda:)
Doktorayi yazarken her bolumun basina unlu bir soz koydum. Uygun soz bulmak da baska bir dertti. Benim tez astrofizikle - bilgisayar muhendisligini birlestirdiginden, Kucuk Prens'ten su sozu koydum en basa:
“All men have stars, but they are
not the same things for different people. For some, who are travelers, the
stars are guides. For others they are no more than little lights in the sky.
For others, who are scholars, they are problems...”
Sonuc bolumune ise Edison'un su sozunu koydum. Kendi problemim icin gercekten calismayan o kadar cok method buldum ki:) Ama sonunda calisanini da buldum:)
I have not failed. I've just found 10,000
ways that won't work.”
Doktora yaparken hep tesekkur yazisinda kimlere tesekkur edecegimi dusundum. Tabii ki basta danismanima tesekkur ettim. Doktoranun en onemli parcasi danisman. Benim basima talih kusu kondu bu anlamda. Ondan ayrilacagim icin cok uzgunum. Ona bakip bakip huzunleniyorum. Bu kadar comert, bu kadar caliskan, bu kadar iyi niyetli bir insanla nerede tekrar karsilasirim bilmem. Sonra bana para destegi veren tum kurumlara, aileme, arkadaslarima ve hayatima bir sekilde dokunan herkese tesekkur ettim. Cogu insanin adini vermedim, cunku cok fazla insan hayatima dokundu bugune kadar. Doktora boyunca, blogumun hayatimda onemli bir yeri vardi. Bu blog araciligiyla tanistigim herkesin de doktora hayatimda yeri buyuk. Bloguma da bu vesile ile tesekkurler:)
Sonsoz: Doktora'ya askerlikten kacmak, laf olsun gibi niyetlerle hic baslamamak lazim. Bilime bir sekilde katkida bulunmak gibi bir amac yoksa, doktora sureci bir iskenceye donusebilir. Kisa sureli bir iskence de degil hem de. Kolay bir surec degil ve ortaya 5 yildan sonra hala bir yayin, bir katki, bir fikir cikmiyorsa, doktorayi birakmayi ciddi olarak dusunmekte fayda var. Bazen vazgecmek en buyuk erdemdir. Ogrendigin tek sey bu mudur dersen, harbiden budur.
Labels:
kisisel
Bir yaz gecesi
Bu yaz ne tatil, ne deniz, ne Turkiye, ne aile var. Yalnizca calismak, daha cok calismak, bunalmak, beynin grevlere gitmesi var. Sicak, nemli, yemyesil Louisville gecelerinde atesbocekleri var, hanimeli kokusu var, yasemin kokusu var. Evde Sertab'dan Bahcede sarkisini dinlemeler var. Bu sikintili yazi bu sarkiyla animsayacagim.
iyi bayramlar
Genelde bayram sabahlari icimde bir sevinc olur. Cok uzaklarda tek basima da olsam yine de sabah cicilerimi giyer, guzel bir kahvalti ederim. Turk kahvesi yaparim, lokum yerim, limon kolonyasini burnuma cekerim. Bugun bayram erken kalkin sarkisini mirildanirim. Sonra ailemi aramaya calisirim, telefonlar dusmez genelde. Ama eninde sonunda onlarla konusurum. Bu bayram hic sevinc yok icimde, buruk bir bayram benim icin.
"Sevdiklerinizle nice mutlu bayramlara" cumlesi ne kadar klise de olsa da, bu basit dilegi derinden hissederek sevdiklerinizle nice mutlu bayramlar diliyorum. Bayram sevinciniz yureginizden eksik olmasin dileyim Big Picture'in dunyanin her bir yerinden derlerdigi su Ramazan fotograflari ile.
"Sevdiklerinizle nice mutlu bayramlara" cumlesi ne kadar klise de olsa da, bu basit dilegi derinden hissederek sevdiklerinizle nice mutlu bayramlar diliyorum. Bayram sevinciniz yureginizden eksik olmasin dileyim Big Picture'in dunyanin her bir yerinden derlerdigi su Ramazan fotograflari ile.
Labels:
kisisel
Subscribe to:
Posts (Atom)






