istikamet Dogu Avrupa
387 milyon yil once
Bugun evimin cok yakinindaki bir fosil yatagina gittim. Milyonlarca yillik dunyamizin donusumune degisimine tanik oldum. Okyonus canlilari (iskeletli olanlari), kayalar arasindan kendilerini gosteriyorlar. Bu tur kayalara kirectasi(limestone) deniliyormus. Kayalarnin buyuk bir orani fosilden olusmakta. Gunumuzde olmayan deniz canlilarinin da iskeletleri var kayalar arasinda.
Bu deniz kabuklari Kentucky'nin her yerinde karsiniza cikiyor ve buranin milyonlarca yillik gecmisini hatirlatiyor biz olumlu kullara. Bu fosillerin yaninda insan yasami cok kisa geliyor insanin gozune.
Bu fosil yataginda mercan kalintilari da bulunmakta. Insan milyonlarca yil once hangi renklerdeydi mavi sularin altinda diye merak ediyor.
Kayalardaki su krater goruntuleri cok ilgincti. Icleri yagmur sulari ile dolu.
Bu fosil yataginin hemen yaninda nehir gecmekte ve insanlarda bu nehirde balik tutmaktalar. Sagolsun asagidaki balikci kizimiz bana boyle guzel bir manzara yarattti.
Bir de buranin kenarinda kokleri disarida olan agaclar ilginc goruntuler ortaya cikartiyor.
Sonuc: Bana bu kadar yakin oldugu halde neden burayi daha once ziyaret etmedim diye kendime epeyce kizdim. Urgup'teki dogal olusumlari bir tepeden oturup izledigimde hissettigim huzuru bu fosil yataginda da hissettim. Doganin degisiminin tanigi olan bu fosil yatagini ben pek bir sevdim, artik kafami dinlendirmeye ihtiyacim oldugunda burada alacagim solugu.
bir baska kanu macerasindan

Kanu gezisi, hem spor hem piknik karisimi. Insanlar yiyeceklerini aliyor, arkadaslariyla veya ailesiyle birlikte nehrin sakinligine birakiyorlar kendini. Bazen kumsal gibi nehir kenarlarinda duraklayip yuzuyor veya yemeklerini yiyorlar.

Gecen seneki kanu deneyimde acemiydim, hep yanlis yonlere donduruyordum kanuyu, ama bu sefer gayet guzel gidiyordu hersey. Partnerimla kurek cekislerimiz uyumluydu. Devrilen agaclarin ustunde duran kablumbagalar selamliyordu bizi ya da su yilanlari suzule suzule geciyordu yanimizdan.

Cok hizli gidiyorduk ve bu guzelim manzarada kanu keyfinin cabucak bitmesini istemiyorduk. Hava cok sicak oldugundan bir yerlerde durup serin irmak suyunda yuzuyorduk serinlemek icin. Sonrasinda tekrar yolumuza koyuluyorduk.

Gecen hafta cok yagmur yagdigindan, irmaktaki su seviyesi epey yuksekti. Bunu basta avantaj olarak algiladik, ama sonrasinda coskun yerlerden biri bize anyayi konyayi gosterdi. Kayalikli ve suyun cok coskun oldugu bir bolgede kanumuz once kayaya carpti, sonra yakinlarda olan bir agac kutugune carpti ve o coskun yerde kanumuz alabora oldu. Sonrasinda gulunebilecek bir kazaydi aslinda.

Olayin kotu tarafi benim kanunun altinda kalmamdi. Cok anlik bir olaydi, ne zaman dustum ne zaman kanu basima dogru gelmeye basladi bilmiyorum. Sonunda kurtuldum ama kotu bir tecrubeydi benim icin.Aslinda kanu olayi cok zararsiz ve guzel bir aktivite. Ama her doga sporunda oldugu gibi, bunda da doganin bilinmezliklerini gozden kacirmamak gerek.
Verilik Turkce Kitaplar
Kitaplar soyle:
- Saatleri Ayarlama Enstitutusu: Ahmed Hamdi Tanpinar
- Tehlikeli Oyunlar: Oguz Atay
- Bir Bilim Adaminin Romani: Oguz Atay
- Ne kitapsiz ne kedisiz: Bilge Karasu
- Troya'da Olum vardi: Bilge Karasu
- Muinar: Latife Tekin
- Sirca kosk: Sabahattin Ali
- Sana Gul Bahcesi Vadetmedim: Joanne Greenberg
- Ayin En Ciplak Gunu (Oyku): Buket Uzuner
- Olurse Ten Olur Canlar Olesi Degil: Haldun Taner
- Kisa Oykuler: Editor: Semih Gumus: (icinde Sait Faik, Oguz Atay, Furuzan, Yasar Kemal, ve nicelerinden oykuler var)
bilim fuari
Sanirim en cok hosuma giden, bir problemi bilimsel olarak formule edip, sonra deneylerle sonuclar uretip, bu sonuclari guzelce grafiklere dokup, poster hazirlayip, bizlere sunmalari. Bilimsel methodun nasil oldugunu ben lise biyoloji kitabinda okumustum ve sinavlarda bu method bize hep yazili olarak sorulmustu, hersey sozeldi. Ne ilkokulda ne ortaokulda ne lisede, bir problemin etkenlerini degistirip, her etkenle en az bes alti deney yapip sonuclari yorumlama bize hic ogretilmedi. Hele ilkokulda, boyle bir projeyi universite hocalarina veya muhendislere anlatma gibi ozguveni muthis artirici uygulamalari hic gormedim. Hayatimda ilk posteri de ABD’ye gelince hazirladim. Sanirim, ABD’nin her Nobel odulunde tum odulleri supurmesi, neredeyse tum bilim dallarinda en cok yayin yapmasi ve onder olmasi bu bilimsel methodoloji cok kucuk yasta cok masumca insanlara asilamasinda yatiyor. Bir de ABD’nin tum bilim adamlarinin ithal oldugu da tamamen bir mit. NASA toplantilarina gittigimde tum fizikciler hep Amerikali ve bu kadar kapitalist bir ulkede hayatlarini tamamen bilime adamislar. Ve NASA gibi yerler de bu bilim adamlarina cok dusuk maaslar veriyor, onu da hatirlatayim.
Diger bir ogrenci, bilgisayar performanslari ile ilgili bir deney yapmis, evindeki 5 bilgisayari CPU ve RAM gibi yonlerden incelemis, hepsine ayni gorevi yaptirip, zamanlamasini tutmus, sonra guzelce bunlarin grafigini cizmis ve sonuclari bize sergiledi. Evde, bu deneyleri yaparkenki forotgraflarini dahil etmis. Cok icten ve gercekten herseyi kendi yapmis, kendi merak ettigi problemi cozmus. Tabii ki bu aday benden en iyi puani aldi.
Simdi de fen lisesi (math/science magnet school) ogrencilerinin projelerine geleyim. Burada bir ogrencinin iyi bir universiteye harcsiz kabul edilmesi icin universite oncesinin muthis aktif ve cok yonlu olmasi gerekiyor. Sadece bilimde degil, sanatta sporda gonullu islerde de birseyler yapmasi lazim. Bizim gibi lise fen koluna gidip sadece fizik-kimya dersi alinca olmuyor yani. Adamlarin derdi topluma faydali iyi birini yetistirmek. Fizikten 10 almissin kim takar, kimsesizlere ev yapmamissan.
Benim baktigim projeler arasinda, akciger kanseri teshisindeki fotograflardan kanser teshisi yapan bir proje tum puanlari goturdu. Ama ben ona degil yine tum ictenligiyle bir proje gelistiren, muhtemelen anne babasi muhendis-doktor veya professor olmayan bir cocuga en yuksek puan verdim. O, elle degilde ayakla calisan bir mouse(fare) tasarimi yapmis. Amaci, sadece ayagini oynatabilen birinin bu fareyle imleci hareket ettirmesi. Bir terligin altina bir kutu yerlestirmis, mouse’u da bu kutunun icine koymus. Kullanici ayak parmaklari ile imleci hareket ettiriyor. Mousu’nu engelli insanlara kullandirip (user study) onlarin tepkilerini olcmus. Biraz sikilgan-utangac ama icten. Aslinda fotografi vardi da kaybettim.
(Asagidaki sac modeli cok yaygin lise ogrencileri arasinda.)

Bir de burada dogmus buyumus de olsa, yabanci aile cocuklarinin aksanlari cok dikkat cekici. Bir de benzer insanlar benzerleriyle (birds of a feather flock together) takiliyor. Cinli Amerikalilar bir grup, Hintliler baska, siyahlar baska bir grup, Orta dogu kokenliler bir grup, beyaz ABD’liler baska bir grup. Hos bizde de, ailelerinin ekonomik durumlarina gore gruplasmalar olur. Bizim beyazimiz (zenginimizle) siyahimizla(fakir) asla konusmaz, asla birlikte takilmaz. Zaten simdi ozel okullardan dolayi, bir zengin cocugunun bir fakir cocuguyla ayni okulda olmasi bile imkansiz.
serin serin havuz
Insan her zaman havalarla ilgili sikayet edecek birsey buluyor. Ya havalar cok sicak oluyor, ya nemli, ya soguk, ya ruzgarli, ya karli, ya dengesiz. Hangi ulkede olursaniz olun, eger karsinizdaki insanla cok fazla konusacak bir ortak nokta yoksa, havalardan sikayet etmek can simidi gibi. Gecenlerde iki arkadasim abartisiz yarim saat buradaki havalarin neminden bahsetti. Havalar uzerine bu kadar konusmak da bir yetenek gostergesi belki. Ben genelde havalardan sikayet etmeyi ve havalar uzerine muhabbet etmeyi pek sevmem.




Bu agrilardan dolayi yuzmeden vazgecmek yerine, yuzmeyi yeniden ogrenmeye karar verdim. Suradaki videolarda, tekme atmayi, kollarin suya 45 derecelik aciyla girip S cizmesi gerektigini, basin yarisinin su icinde diger yarisinin disinda olmasi gerektigini, vucudu dondurmeden nefes alma bicimlerini, her 3 kulactan sonra nefes alinmasi gerektigi, asla ayni taraftan ust uste nefes alinmamasini seyrettim. Simdi yuzme havuzunda en az 15 dakika once bacak, sonra kol, sonra nefes alma teknigi calisiyorum.
Daha sonra beynimi kontrol altina alarak, eski aliskanliklarimi tekrarlamamaya calisarak yuzuyorum. Artik bel agrisi cekmedigim gibi hic yorulmadan ve her turdan sonra nefes nefese kalip duraklamadan sakin sakin yuzuyorum. Arada beynim kotu aliskanliklarimi dayatiyor ama dusunerek yuzdugumden yapmamaya calisiyorum. Umarim en kisa zamanda dogru hareketler motor sistemine yerlesir de hic dusunmeden yuzebilirim.
Eger yanlis yuzme aliskanliklariniz varsa ya da vucudunuz bir tarafi diger tarafina gore az calisiyorsa(sag kol kas tutarken sol kol incecikse), bu videolari izlemenizi ve her yuzme oncesi dogru tekniklerin alistirmasini yapmanizi oneririm. Tabii bir de eger cocugunuz varsa 3 yasindan sonra duzgun bir yuzme okuluna gondermenizi.
Serinlikler!!!!
Cincinnati Notlari
Ben Amerikan usulu bir kahvalti yapmak istiyordum, o yuzden de kucuk bir kahvalti yeri aradik ve sehrin cok ilginc bir bolgesinde bulduk aradigimiz yeri. Sehrin merkezine cok yakin olmasina ragmen merkezden cok farkli, kendine has bir bolgeydi. Insanlarin cogu sahsina munhasir tiplerdi.




Bu bolgeden ayrilirken duvar resimleri ilgimi cekti. Birkac tanesini cektim ama arabayla gittigimizden diger ilginc olanlari cekemedim.



Cincinnati'nin en kotu yonu trafigi. 2 km'lik yolu 1:30 saatte aldik, afakanlar basti beni. Bir de sehrin merkezinde yururken, yesilin kirmiziya dondugu anda yaya halindeyken karsidan karsiya gectigimiz icin, polis bizi durdurdu ve ceza kesmek istedi. Yaya oldugum bir durumda ilk kez polis tarafindan durduruldum. Bir guzel bize kizdiktan sonra ceza vermekten vazgecti. Bu ceza da Cincinnati anisi oldu bize.

Kolera Zamaninda Ask

Cok hastalikli bir askti kesinlikle bu filmde ve bu kitapta anlatilan. Dusman basina cinsten saplantili bir askti. Ama ben filmdeki Kolumbiya goruntulerini cok begendim. Bir de tabii filmin soundtrack albumune bayiliyorum. Defalarca dinliyorum bu aralar. Keske sozlerini de anlasam Isponyolca bilip de. Albumdeki sesin Shakira oldugunun biraz gec farkina vardim. Shakira'nin oynak imaji kafama oyle kazinmis ki boyle guzel sarkilar soylemesi beni sasirtti.