yeni can


Su anda dizimin dibinde uyuklayan Niko hayatimi tamamiyle isgal etmis durumda. Son iki haftadir eve yeni bir can eklendi. Ilgiye, sevgiye, oyuna bolca ihtiyaci olan ogrenmeye acik bir oglancik. Isten eve donmelerime torene ceviriyor, ama ise gitmelerimdeki aglayislari icimi dagliyor. Onu evde tek basina birakmak pek aci. 
Onu yuruyuse cikartinca o kadar cok insan durup seviyor ki, bebeklere gosterilen ilgiye yakin bir ilgi. Once durup seviyorlar, sonra kendi kopeklerinden bahsediyorlar. Yolda devamli birileriyle konusuyorum Niko sayesinde. Bir de yolda karsilastigimiz diger kopekler var. Durup koklasiyorlar bir sure. Sevdilerse birbirlerini oynamak, bogusmak istiyorlar. Amerika'da kopek parki diye bir kavram var. Kopeklerin serbestce kosup oynayacagi parklar. Ilginc bir yer. Tum kopek sahipleri kendi kopekleri hakkinda saatlerce konusuyorlar. Hepsi devamli bana ogut veriyor. Yeni anne olmusum da diger annelerden ogutler dinliyorum gibime geliyor. O kadar yeniyim ki kopek sahibeliginde, devamli youtube'dan videolar izliyorum. Cok faideli oldular.


Niko'yu uzun aramalar sonucu bulduk. Eve 10 kilodan fazla kopek alamiyorduk. Bir sart buydu. Benim sartlarim arasinda, zeki olmasi, sosyal bir kopek olmasi, insanlarla ve diger kopeklerle anlasmasi, ivira zivira havlamamasi, tuy dokmemesi  vardi. Aslinda bu sartlari ariyorduk ama Niko'yu ilk gordugumde pek sartlara falan bakmadim, ilk  goruste onu cok sevdim. Diger kopekler arasindan Niko'yu sectim. Tanidikca daha da fazla seviyorum, daha baglaniyorum. 
Komutlari cok cabuk ogreniyor. Simdiden otur deyince oturuyor, gel deyince geliyor, yat deyince yatiyor, on ayagi ile tokalasiyor. Bana cok bagli, yanimdan bir dakika ayrilmiyor. Bebek gibi dis cikardigindan evde buldugu herseyi cigniyor, ciceklerimi ve bitkilerimi mahvediyor, aksam yorgun argin bir bardak cay icmek istedigimde tepemin ustune cikiyor.  Devamli oynamak istiyor. Arabaya binmeyi hic sevmiyor, benim kucagimda oturuyor, siki siki sariliyor bana araba surdugumde. Tuvalet sorununu %80 cozduk diyelim. Hala tamamen cozmemiz lazim. Ama cok cabuk ogrendiginden bir haftaya sorun kalmaz gibime geliyor. 
Benim gibi devamli disarida birseyler yapan biri icin tum zamanimi evde onunla gecirmek sikintili. Ama biraz buyuyunce bu kadar cok zamanimi almaz diye umit ediyorum. 

Sonsoz: Vay be diyorum kendime. Nereden nereye.. 100 yil gecse bir kopegim olacagini, onu bu kadar simartacagimi, baglanacagimi asla tahmin etmezdim. Hayat ne kadar degitiriyor insani!! Hayatima hosgeldin Niko(lai). 

8 comments:

Moonshine said...

çok tatlıymış! köpek sevgisi bir başkadır. benim de uzun seneler bir Sivas Kangal'ım vardı. insana yaşam enerjisi aşılıyor. Yeni can'ınla nice mutlu güzel yıllar yaşarsınız umarım :)

nurvenur said...

Cok farkli bir duygu gercekten. Bagliligi, sevgisi beni sasirtiyor. Bakalim hayatimda nelere sahit olacak.

İbrahim Ender Ormancı said...

:) Bu yazı çok güzeldi. Çok duygusal bir yazı. Garip oldum.

nurvenur said...

Tesekkurler. Kopegim hayatimi cok daha guzellestirdi. Kopegi olan daha iyi anlar herhalde.

burak said...

Yazıyı okuyunca bir köpek sahibi olmak istedim :)

burak said...
This comment has been removed by a blog administrator.
pluie said...

Oy ne şirin şeysin sen Nicolai! O kadar ki tatlı anlatın ki (:

İlk köpeğim bir Alman kurduydu. O kadar tatlıydı ki Sonra onu çaldılar :( Ve baktığım hiç bir köpek onun yerini alamadı.

nurvenur said...

Cok sirin kendileri Pluie. Yolda her goren seviyor Niko'yu. Ben de ise gelince ozluyorum onu.
Kopeginin calinmasina uzuldum:(
Hepsinin karakteri, sevgisi farkli. Yerleri kolay dolmaz.